Mardin’de kapılara garip şeyler oluyor.
Kapıların açılması iyiye işarettir. Fatih kelimesi ‘kapıları açan’ demektir. Kapalı kapılar ardında yapılan sohbetler bizleri bölmüştür. Sadece sohbete layık kişilerin tanımlandığı ve tanımlanmayanların o kapılar arkasında yapılan sohbete dahil olamayacağı bir mekan üretmek ve bu mekanı kapıyla ve o kapıyı açan anahtarla (meftah) tasarlamak; ve o anahtarı sadece sohbete davet edilen bir şahsın veya grubun veya yetkililerin elinde bulundurabilmesi, insanın algısını hapsediyor.
Ötekileştirme, kapalı kapı ardına girebilen ve giremeyen gibi, bir tarafı koruyan ve diğer tarafı tehdit olarak tanımlanabilecek bir algıyla karşı karşıya bırakıyor. Bu kapı kapanabilir ve kilitlenebilir tasarlanmalı ki, herkes içeride ne olduğunu ya da yaşandığını göremesin (camlar, perdeler ve duvarlar da aslında bu algıyı desteklemekte). Mümkün mertebe mekan, olası bütün tehditlere karşı korunaklı bir alan olsun.
Bazen mekanın içinde tanımlanan olgu (maddi-manevi) o denli değerli olabiliyor ki, kapı sadece anahtarla değil, önünde bekleyen güvenlikçiyle korunuyor. Maddi değer taşıyan mekanların önüne (bankalarda olduğu gibi) ciddi güvenlik sistemleri (kameralar, teknolojik kilitler, insan gücü ve silahlar) öngörülüyor. Manevi değer taşıyan mekanlarda da bu gibi önlemler sözkonusu. Mekke gibi. Kabe’yi görmek isteyen bir insan, Kabe’nin içinde bulunduğu şehre dahi pasaportunda ‘müslüman’ ibaresi bulunmadığı müddetçe giremiyor.
Mekanlar kutsallaştırıldıkça, mekanı koruma arzusu artıyor. Mekanın kutsallığına inananların sayı ve hacminin artmasıyla, basit bir mağara, çevresinde onu koruyan yerleşimler, köyler, kasabalar, şehirler, ülkeler, kıtalar dahil edebiliyor güvenlik çeperine. Sınırlar, mekanı koruyan geçişken ya da tamamıyla yalıtılmış yapılara dönüşebiliyor.
Mardin’de kapılara garip şeyler oluyor. Mardin’in geleneğinde taş duvalardan örülü mekanlar dokusuna yakıştırılan kapılar ahşaptandır. Bu ahşap kapılar, dört mevsim Mardin iklimine maruz kalarak, ahşabın mevsimler içinde, örneğin kışın artan nemden dolayı şişmesine (genleşmesine), yazın ise sıcak ve kuru havanın tesiriyle çekiliyor (büzülme).
Bununla birlikte, kışın genleşen ahşap kapı, kapının pervazı ya da duvar açıklığı içerisinde sıkışmasına neden olabiliyor. Aynı şekilde, havalandırılmayan ve rutubeti mekanda hapseden odaların kapılarında da genleşme gözlenebilmektedir. Buna önlem olarak Mardin evlerinde ‘taka’ olarak adlandırılan ve duvarların yukarı kısımlarında yer alan ufak açıklıklar mevcuttur. Bu takalar, yaz kış, mekanın nefes almasını ve rutubet oranını dengelemesine yardımcı olmaktadır ve geleneksel evlerde camlarla hermetik yalıtılmaz.
Yazın sıcak ve kuru havada ufalan bir kapı ise, kilidi olması durumunda kilitlenemez derecede küçülerek kendiliğinden açılabiliyor. Buna karşı, eski Mardin kapılarında bulunan metal kilitler ve anahtarları devasa boyutlara ulaşmıştır. Boyları 40-50 santime varan, demirden kilo ağırlığında anahtarlar tasarlanmıştır.
Bununla birlikte, kapılarda kullanılan ahşabın genleşme ve küçülme payını azaltacak nitelikte ağaçlar tercih edilmiştir (ceviz ya da dut gibi).
Restorasyon faaliyetini tarihsel nostaljiyle sürdüren restoratör mimarlar ve müteahhitler, ellerinden geldikçe ahşap kapı uygulamasına öncelik tanımayı yeğliyorlar. Ancak günümüzde mevcut olan endüstriyel şartlarda üretilmiş kapılar, iklimler karşısında kısa zamanda yıprandığını ve değiştirilmek zorunda kalındığını gözlemlemek mümkün.
Bir yaz günü evinize geldiğinizde, kilitli olarak bıraktığınız kapının açılmış ve sonrasında fark edilip güvenlikçi tarafından iple bağlanarak kapatıldığını öğrendiğinizde, acaba kapı küçüldüğü için mi kilidinden çıktı yoksa biri evime mi girdi de, kapımı ibretlik olsun diye iple bağladı gibi bir şüphe uyandırabiliyor. Bu şüphe yersiz ve kapı gerçekten de doğal yollarla küçülmüş olabilir; yine de içinde, mekanın içinde barındırdığı değerlere tehdit oluşturabilecek bir hırsızlık durumu söz konusu olabilir.
Elinizde bulunan anahtarın hükmünü yitirdiği bir anla yüzleşmek, sizi daha dayanıklı ve güvenilir bir kapı tasarlama ve yerleştirme isteğine yönlendirebilir veya bir sonraki kapınızı daha dikkatli seçeceksinizdir. Bu güvenlik talebi günümüzde, çelik-titanium gibi malzemelere uzanır. Anahtarı ise fiziksel olarak büyümekten ziyade bir çip, ses algılayıcı, optik okuyucu şeklinde imal edilebilir. Kendinizden başka anahtar taşımama rahatlığına kadar güvence altına alınabilmektedir zamane kapılar.
Başka bir kapı nostaljisi şöyledir: ‘Eskiden’, der kimi, ‘evlerimizin kapıları hiç kapanmazdı, hırsız nedir bilmezdik.’ Bu ‘kontrolsüz güven’ nostaljisini tanımlar. ‘Öyle bir güven duyardık ki çevremize, kapılarımız kapanmazdı’ dercesine. Bu tarz nostalji anlarının ömrü kısadır günümüzde. Kilitsiz kapı, hayali namümkün bir olguya dönüşmüştür kurduğumuz yaşamlarda. Evlerin içindeki kutsallar o kadar artmıştır ki, neredeyse herkes, kendi kutsalını elinden geldiğince ( ki bu çağda elinden çok gelir) koruma derdindedir ve kontrolü sağlama mecburiyetinde görür kendisini.
Maddi kutsallara sahip olan bilir, insanların gözü üzerindedir ve kıskananları çoktur. Aynı şekilde manevi değerlerin elinden alınmaması için o değerleri çalabilecek insanlarla muhatap olmaz kutsal mekanında. Doğal olarak, tehdit teşgil etmeyecek insanlara müsaade buyrulur.
Mardin’de kapılara garip şeyler oluyor. İnsanlar kapı inşa etme derdindeyken, kapılar kapanmayı reddediyor. Bize kapısız geçişlerin varlığını hatırlatıyorlar. Bunu hayatımızın bir çok alanında unutmuş dahi olsak, Mardin’de garip kapıların varlığını günbegün gözlemleyebiliyorsunuz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder